|
hüseyin zariçwrote:
KIZIM BU AĞLAMA NİYE..?
Bir gün veliler sarayının Sultanı Hasan- ı Basri hazretleri nin huzuruna bir adam gelir sıkıntısını dile getirir ; -Ey alemin şeyhi, dedi benim bir kızım var gece gündüz ağlamaktan gözleri kör oldu ..Buna bir çare bilmezmisin ? Yüce Pir merak etti ve ; -Sen beni ona götür !.. Adam önde yola koyulur ,sultan veli arkada yola koyulurlar ...Az sonra eve gelirler kızın odasına girdiklerinde ...Kız yine hıçkırıyor, gözyaşı incilerini secdegahına döküyordu. Belliki gönül iline yaman bir ateş düşmüştü. Hazret ona sorar ; -Kızım neden ağlarsın ? Hem öyle ağlıyorsun ki gözlerinde kör olmuş, sebebini söylede bir çare düşünelim !.. Ağlamaktan gözlerinin nuru sönen kız : -Ey Pirilerin Piri, der, aglaya aglaya gözlerimi ( iki ) sebebten dolayı kör ettim.... -Nedir onlar ? -Birincisi eğer bu gözler yarın Rabbin Cemalini görebilecekse ona binlerce göz feda olsun ,hiç kıymeti yok -Öbürü nedir ?- ikinciside ; Eğer yarın bu gözler Allah'ın cemalini görmeye layık değilse, ben onları ne diye taşıyayım. Allah böyle gözleri dünyada kör etsin Böyle gözlerin bana faydası olmaz ki ? Bir kız çocuğundan bu sözleri duymak büyük veliyi hayrete düşürür : -Biz dedi buraya nasihatçi ve hekim olarak geldik, şifa telkin edecektik. Halbuki nasihatçı ve hekimi bulmuş olarak gidiyoruz. Kimde böyle bir aşk varsa o gözü neylesin rabbim bizleride onun yolunda gören gözlerden hakkıyla yolunda yürüyenlerden eylesin amin...
May 27
|
|
|
Gülistan Aywrote:
ALLAH Teala bir adama anlayış verirse, sarhoşun sözü bile adama ibret verir. Şaban-ı Şerif geldiği zaman ayyaşın biri hem içiyor hem de şu şarkıyı söylüyordu:
" İç iç, kana kana iç. Zira Ramazan gölgesi üstüne düştü. " Yani Ramazan'da içemeyeceksin, demek istiyordu. Bir imam efendi camiden çıkmış, evine gidiyordu. Sarhoşun şarkısınu duydu. "Sarhoş ne güzel söylüyor ! Onun içtiği içki benim içtiğim ise ömrüm. Ben gafletle ömrümü içiyorum. Ölüm gölgesi ise üzerimde. Ecel gelmeden sen de dünyayı ganimet bil..." diyerek zamanının ulu zatlarından biri oldu. İnsan dünyaya ibretle bakmalı. Sarhoşada bakılsa ibret vardır. Yeter ki insan ibret almasını bilmeli. Bunun yanı sıra neyi , ne için, kime verdiğinide bilmeli. Canımı veremem, alacaklar... Malımı veremem, bırakıp gideceksin...Çoluk çocuğun ne olacak ? Planların bitmeden gideceksin. Ey Rabbim, canımızı gafletle alma, kamil imanla al. Şeytanın şerrinden halas eyle ey Rabbim. Karanlık toprağın soğukluğundan haberimiz yok. Işık olarak ameli salih nasip eyle. Enbiya-i Zişanın şefaatine, evliya-i izamın himmetine nail eyle. Sadatın üzerimizdeki emeklerini zayı etme-amin! Mehmet Ildırar. Semerkand Dergisi HER NEFESTE ALLAH İLE BERABER OLABİLEN KULLAR OLMAK DİLEĞİ İLE... CUMANIZ MÜBAREK OLSUN... SELAM VE DUA İLE...
May 21
|
|
|
İMKANSIZIM İMKANSIZIMwrote:
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
May 5
|
|
|
BİLÂL-İ HABEŞİ .wrote:
YA NERDEN ÇIKARIYORLAR BÖYLE FIKRALARI. HAYRET EDİYORUM.
...................................bENCE SÜPERLER............................... Rizeli imamlarla Trabzonlu imamlar turnuva düzenleyip ayda bir maç yaparlarmis. Ama maci hep Rizeli imamlar kazanirlarmis. Trabzonlular bir gün "bu böyle gitmez, buna bir çare bulalim, hep yeniliyoruz demisler. Takim kaptani olan Temel Hoca öyle bir teklifte bulunmus. Ula bizim Trabzonsporlu Hami'ye sari cübbeyi giydirelim, "Bu da bizim Hami Hoca, merkez caminin imami, yeni tayin oldu" diye kandiririz demis. Bu teklifi kabul edilmis ve ilk maçta Hamiyi de alip Rizeye maça gitmisler. Ama maci yine 2-1 kaybetmişler. Dönüşte takim kaptanı Temel Hoa komşusu sormuş: Temel ne oldu maçın sonucu, kazanabildinizmi? Yok ya, Rizeliler bizi 2-1 yendiler. Yapma ya, kim atti golleri? Bizim golü Hami Hoca atti, onlarin golleri de Del Pierro Hoca ile, Roberto Carlos Hoca atti .. ............................................................................................................................ HIZLI İNEK Adamın biri otomobiliyle şehirler arası yolda gidiyormuş yol kenarında bir köylünün otostop yaptığını görmüş, yanında bir inek olan köylü geçen araçlara durmaları için el ediyormuş. Durumu merak eden adam köylünün yanında durmuş; -Hayırdır hemşerim, ne tarafa gideceksin? -İlerdeki kasabaya kadar beyim, -İyi ama bu inek ne olacak? -O önemli değil beyim arka tampona bağlarız o gelir. Bu duruma pek aklı yatmayan adam köylünün durumuna acıyarak onu arabaya almış. İneği ise köylünün dediği gibi arka tampona bağlamışlar. Araba yavaş yavaş ilerlemiş. Adamın hızlanmaya çekindiğini anlayan köylü; -Sen yürü beyim o gelir. demiş Bunun üzerine adam hızlanmaya başlamış. 20,30,40 bakmış inek gerçekten geliyor. Adam şaşırmış, 50, 60, 70 bakmış hala geliyor ve inekde hiçbir yorgunluk belirtisi yok. Artık şaşkınlığı iyice artmış ve sinirlenmeye de başlamış. Öyle ya sonuçta bir inek ne kadar hızlı koşabilir ki. Derken adam iyice hızlanmış. Kilometre 120 yi gösteriyor. Dikiz aynasyndan ineğe bir bakmış ve gülümseyerek köylüye dönüp; -Senin inek yoruldu herhalde baksana dili dışarda. -Ne tarafa çıkarmış dilini. Buna dikkat etmeyen adam tekrar bakar ve sol tarafa der. Bunun üzerine köylü kendinden emin bir tavırla; -O yorgunluktan değil, seni sollayacak da sinyal veriyor . ............................................................................................................. TEMEL VE ATİ... temel arkadaşlarıyla bi gün otururken konu at yarışına gelmiş temelde hiç anlamazmış ama çaktırmıyormuş. neyse arkadaşları hep birer atın üzerine oynamışlar temelde billmiyo sallamış bir at...yarış başlamış herkes ayağa kalkıp hadi oğlum hadi göreyim seni diyormuş temelde tık yok.yarışın sonlarına doğru temelin atı en arkada seyrederken arkadaşları temelle dalga geçmeye başlamışlar ne oldu senin at yaya kaldı diye.temel bu, bu lafları kaldırabilir mi kalkmış ayağa hey yavrum hay kimin atı bak kattı tüm atları Önüne götürüyo demiş .................................................................................... HALİNE ŞÜKÜR Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar: -Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi! Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata: -Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak. Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor... Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır: -Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar: -Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum. .................................................................... TEMEL VE TIR .. Temel tır soförüymüş.bir gün bir yokuştan aşağı inerken tırın freni patlamış.tır gittikçe hızlanıyormuş.temel tırı yavaşlatabilmek için ya sağa yada sola çevirmesi gerektiğini farketmiş.sağa bakmış orda bir çocuk oyun oynuyor.sola bakmış solda bir pazar yeri kurulu "eger sola çevirirsem pazara girerim yüzlerce kişi ölür,ama sağa çevirirsem sadece bir çocuk ölür" diye düşünmüş.ve tırı sağa yani çocuğa taraf çevirmiş.ve olay olmuş bitmiş.ertesi gün gazete manşetlerinde şöyle yazıyor.''yük dolu bir tır pazar yerine girdi yüzlerce ölü var''.bu sırada temel mahkemeye çıkartılmış. hakim sormuş ''oğlum niye tırı çocuğa değilde pazara taraf çevirdin''. temel cevap vermiş'' efendum valla benim bir suçum yok.ben tırı çocuğa taraf çevirdim ama çocuk pazara kaçtı". .............................................................................. GÜLME NİYETİ İLE OKUYUN Kİ GÜLESİNİZ. ALLAH(C.C.) GÜLMELERDEN BİZLERİ AYIRMAZ İNŞALLAH. MUTLU AKŞAMLAR. ALLAH(C.C.) YÂR VE YARDIMCIMIZ OLSUN. TRABZON'DAN SELAM VE SEVGİLER.
May 4
|
|
|
jullius sezarwrote:
BU ZÜLME ORTAK OLMA TIKLA VE GERÇEKLERLE ÜZŞLEŞ.. KANAYAN YARA FİLİSTİN...
http://poetryforpalestine.spaces.live.com
Apr. 27
|
|
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
|